özgürlük ve baş

farklı görüşler var.. farklı senaryolar var.. farklı kişiler var..

mesele özgürlük olunca özgürlük diye hep bağıran bizler yine özgürlük demeliyiz.. demeliyiz ki farkımız olsun özgürlük diye kafamıza cop indirenlerden…

baş kapatmak özgürlük müdür yoksa değil midir diye tartışırsak ayıp olur..
ayıp olur, çünkü
başkalarının kendini özgür hissetmesine mani olmayı biz destekleyemeyiz..

diyor ki arkadaşımız, ben böyle olmak istiyorum…
belli ki o öyle mutlu..
ve zararı yok bize..

zararı olacak diye engellemeyi, zararı olacak diye yoketmeyi biz reva görebiliyorsak başkalarına, işte o zaman bizi tehlikeli, zararlı diye etiketleyip susturmaya yoketmeye çalışanlara da “özgürlük istiyorum” diye bağırma hakkımız kalmaz.. biz özgürlük istemiyoruzdur o zaman.. biz kendimize demokratızdır o zaman..
tıpkı okulumuza gelip, herkese özgürlük diye bağıran ama bizi yoketmek, sindirmek için de elinden geleni yapan bakan gibi oluruz o zaman.. farkımız kalmaz o zaman..

biz özgürlükçüysek eğer işte şimdi bir imtihandan geçiyoruz.. biz halk için özgürlük istiyorsak eğer, işte şimdi bir imtihandan geçiyoruz..

faşistin karşısında faşist durmak en çok bize yakışmaz.. biz tüm insanlığa özgürlük diye çıktık yola.. ve bu yolda insanların iç özgürlüğü bizi çok da alakadar etmez.. onlar zaten özgür değiller, özgür olmak istemiyorlar demek bize yakışmaz…

bize yakışan, nerde bir insan özgür hissetmiyorsa kendini, kısıtlanıyorsa, baskı altında hissediyorsa, onun mutluluğu için omuz vermektir… bize yakışan budur..

rejim değişecek diye karşı duranlar, engellemeye çalışanlar göremedi mi hala korktukları herşey, korkularının gölgesinde büyüyor.. her engelleme biraz daha güç katıyor baş örtmenin siyasetini ve ticaretini yapanlara.. görülemedi mi hala bu?

nasıl ki referandumda hayır dememizin chp ile alakası yoksa,
akp ile cemaat ile hiçbir alakası olmadan, onlara yine karşı durarak evet diyebilmeliyiz.. onlar istediği için değil, biz adil gördüğümüz için evet diyebilmeliyiz.. işte o zaman biz gerçekten özgürlükçü oluruz.. gerçekten insancı oluruz..

biz aynıyız.. ayın son haftası salçalı makarna yiyoruz hepimiz.. hem de ekmekle yiyoruz..
birbirimize karşı durmayalım o zaman.. birbirimize düşman olmayalım o zaman.. hep beraber soralım 1 hafta boyunca ekmekle salçalı makarnaya mecbur bırakılmanın hesabını…

var mısınız?

hayır dedik ya, arkasındayız

evetin fantezileri, yani, 12 eylülün yargılanması , darbecilerin hesap vermesi, özgürlüklerin artması falan gerçekleşmedi daha.. ve gerçekleşmeyecek de.. inanmayanlar biraz daha beklesin.. darbecilerin hangi uzantıları bugün iktidarın neresinde bunlar bugün görmek istemeyenler hariç, herkesin görebileceği şeyler…
boykot ne anlama geliyordu? işte bu konuda iyimserliğime yenik düşüp yanılmışım.. sanmıştm ki “aynı taraftayız ama onlar boykotu seçiyor” 13 eylülden itibaren, olayın arkaplanında bir pazarlık olduğunu gördük.. referandum umurlarında değilmiş adamların..

biz hayır dedik ve hayır demeye devam ediyoruz..
başta da söylediğimiz gibi evet demek evet diyenlere değil, onların evet demesini isteyenlere çıkar sağlayacak.. zira ufuk urası her gün ağırlayan stv haber artık ona ihtiyaç duymuyor.. onun sosyalist söylemlerine bülteninde yer vermiyor.. stv izleyenlerinin de ufuk uras ve ideolojisi hakkında tek bildikleri, onun sosyalist olduğu ve evet denmesi gerektiğini söylediği… yani stv izleyicileri henüz ufuk urasın ağzından “emek-sermaye” ilişkisine dair bir şey duyabilmiş değil. (biz de çok duyamadık henüz ama bilmeyenler için not edelim, sosyalizmin temel bakış açısı “emek-sermaye ilişkisi” dir.)
ağlayan ülkücüler, stv ekranlarında olmaya devam edebilirler. çünkü onlar kullan-at ilişkisi dışında kalıyor ve uzun vadeli planlarda da oy potansiyelini artırma durumları var.

hala umudu olanlar vardır elbet, 12 eylül yargılanacak diye.. ama şu soruların cevaplarıyla yanyana koyunca, böyle bir ihtimal yok aslında
“12 eylül nedir ve neleri değiştirmiştir?”
“12 eylül faşizmine valilik, kaymakamlık, polislik, askerlik yapmış, işkencelere bizzat katılmış ve yönetmiş insanlar bugün nerde?”
“12 eylül darbesine zemin hazırlayan ve darbe gelince selama duran cemaatler, yayın grupları bugün ne diyor”

hala evet mi?

demokrasiden anladığımız ve demokrasiden anlamayanlar

bizim demokrasi anlayışımızda “kanaat önderi” diye bir tabir yoktur… olamaz da.. biz her bireyin kendi kanaatlerini temsil etmesi gerektiğini savunuruz..
bizim demokrasi anlayışımızda “çoğunluğun desteğini alarak istediğini yapma” diye bir kavram yoktur.. biz bu kavramı “acayip derecede yanlış bir yaklaşım” olarak değerlendiririz. örneğin “çoğunluğun desteğini sağlayarak kürtajı yasaklama” gibi bir temenni “faşist” bir temennidir.
bizim demokrasi anlayışımızda, halkın yarısının oyunu alabilmek “halk iradesi” anlamına gelmez. çünkü: 1- diğer yarısının oyu da önemlidir 2- oy vermek, “al oyumu sana veriyorum, bana istediğini yapabilirsin” anlamına gelmez
“%47 oy alan bir parti istediğini yapmalı, kimse engellemeye karşı çıkmaya çalışmamalı” şeklinde bir beyan “antidemokratik, angutik, cahilce” bir beyandır. demokrasiyle bağdaşmaz. bir de üstüne, bu beyanı demokrasi sloganıyla yapmak, terbiyesizliktir.
bizim demokrasi anlayışımızda, “yargı mensuplarını, iktidardaki siyasi partinin atamasını önermek” teklif dahi edilemez bir maddedir.
bizim demokrasi anlayışımızda, bir siyasi partinin, halkı, kendini destekleyenler ve desteklemeyenler diye ikiye ayırması, desteklemeyenlere çeşitli yollarla “baskı yapması, hakaret etmesi” faşist, bölücü bir yaklaşımdır.
bizim demokrasi anlayışımızda, 12 eylülde oylanacak anayasa değişikliği, hangi parti tarafından getirilirse getirilsin, şiddetle reddedilmesi gereken bir tekliftir. çünkü: devletin bütün kurumlarını belli siyasi görüşe sahip insanlarla doldurmak, bir oligarşik düzen yaratma girişimidir. Bunu oligarşiyle mücadele adına yapmak ise terbiyesizliktir, yalancılıktır..

fi yapı sen de benim sırtımı kaşı

hala göremeyenler mi varmış hükümet sermaye ilişkilerini..
bakın fi yapı parmak kaldırdı ordan 🙂 ben örnek olabilirim diyor..
gazete reklamını gördünüz mü? evet diye reklam vermişler…
peki fi yapının şirket toplantılarında ülkenin demokratikleşmesi konuşuldu mu sizce?
salak olmayın tabi ki konuşulmadı..
istanbulda hangi arsaları hangi şartlarda aldılar? nasıl bu kadar başarılı bir şirket oldular 🙂
son yıllarda ekonomimiz geliştiği için, bazı şirketlerimiz ciddi ilerleme kaydetti tabi (gülüşmeler)

burdan ergenekon terör örgütünün üst düzey yetkililerine sesleniyorum… madem ki hükümeti yıkmaya falan çalışıyorsunuz.. ve stvnin dediğine göre acayip derecede güçlüsünüz de… neden bu salakların telefon konuşmalarını, siyaset ticaret ilişkilerini dinleyip, kaydedip servis etmiyorsunuz? koskoca ergenekonsunuz yani…

sabah sabah

neler olup bittiğini gözlemlemenin bir yolu da “sabah” okumak..
emre aköz gibi fethullah hocanın elini öpüp harçlığını almış adamlar var mesela oralarda..
atv sabah çalışanları eylem yapıyorlar gazetenin önünde
bir tek gazetede bir tek televizyonda yayınlanmadı, haber değeri taşımadı habercilerin eylemi..

sonra mehmet barlas var.. tayyip erdoğanın yanağını okşama mertebesine erişmiş bir adam… orda burda eylem olunca köşesinde “haktan yana” tavır koyar arada sırada… mesela akşam gazetesi çalışanları ücretlerini alamadı diye yazar köşesinden… her gün önünden geçtiği atv-sabah eylemcilerini hiç görmemiştir sanarsınız…

ve durun son haber…
yıllardır medyada kartelleşmeden falan bahseden çapulcular devlet bankalarının kredisi ile yani senin benim paramla satın aldılar ATV-SABAH’ı… şimdi ne yapıyorlar?
tayyip erdoğanın oğlunun genel müdür olduğu turkuaz grubu ne yapıyor şimdi?

enerji ihalelerine giriyor.. hani bölge bölge satılıyor ya elektrik dağıtım işleri…
turkuaz grubu da bir ihale almış… elektrik mühendisleri odası diyor ki, ihalede usülsüzlük var..
mahkemeye veriyor turkuaz grubunun ihale sürecini…
tahmin edin sabah gazetesi nasıl duyuruyor olayı?
“ihaleyi mahkemeye taşımak terördür”
bir sonraki aşaması sanırım elektrik mühendisleri odasını “ergenekon” kapsamına sokmak olacak..

elektrik dağıtımi ihalelerini kim alıyor biliyor musunuz?
turkuaz grubu (atv-sabah)
akşam-show tv yani karamehmet..

bunun adı satılık medya değil de nedir?

ve yiğit bulut
öyle bir yaladı ki başbakanı canlı yayında… tayyip erdoğan bile şaşırdı…
ciner grubunun da ihaleleri var belli ki…

“türkiye artık eskisi gibi değil, herkes daha özgür”
diyen bir grup ortaya çıktı… biraz sağdan biraz soldan biraz da ortadan insanlar akın akın katılıyor bu gruba.. sanıyorlar ki, askere laf söylenebilir olunca özgür olcaz.. statüko dediğin şey bir egemen gücü temsil ediyor.. neye dayanarak sanıyorsun ki egemenlik “cemaat-akp” grubunun elinde olunca özgür olcaz? bu da statüko olmuyor mu lan?

neyse bol bol dua edelim, allah bunları başımızdan eksik etmesin… yoksa darbe falan olur da bitirirler hepimizi… bu arada referandumda evet demeyi unutmayalım…

turkuaz grubunun enerji ihalesiyle ilgili mahkemeye acilen sağduyulu hakim yetiştirmek lazım.. bu da ancak referandumdan evet çıkarsa olur…

evetli geceler…

evet çıkarsa ne yaparız?

allah kahretsin, ya evet çıkarsa referandumdan? ne yapacağız o zaman?

hayır demek için nedenimiz çok fazla.. en azından yemiyoruz demokrasi, özgürlük masallarını… çok iyi biliyoruz çünkü demokrasinin, özgürlüğün ne demek olduğunu…hayır diyoruz… hayır diyoruz bu yalancı, bu münafık, bu üç kağıtçı politikalara. hayır diyoruz, bizi susturmaya çalışıp sonra da özgürlük masalı anlatan yalancılara.
hayır derken, asla kolkola girmiyoruz bir mhpli ile, asla aynı şeyi demiyoruz bir statükocu ile…
evet dedirtmeli diyenlere inat, dedirtenlere inat, biz kendimiz, hür ve özgür irademizle HAYIR diyoruz. özgürlük için, demokrasi için hayır diyoruz..
koyun gibi değil, sürüler halinde değil, tek başımıza ve tek başımıza verdiğimiz kararla hayır diyoruz..

evet çıkarsa referandumdan göt olup kalmayacağız… bizim cemaatlerimiz yok… bizim kimseye “dedirtme” şansımız yok… bizim mezardakilere oy kullandırma şansımız hiç yok… oy mühründe bizim seçimimiz yazmıyor.. hayır yazısının üstüne evet mührü basacağız biz…öyle istediği için evetçi statüko…
evet çıkarsa kaçacak da değiliz memleketten…herşey zaten bizim aleyhimize.. bizim zincirlerimizden başka çok az şeyimiz var kaybedecek… biz bir avuç özgür insanız.. bir avuç hayır koyuyoruz sandığa… bir avuç hayır çıksa da sandıktan biz yine dik duracağız.. yine haklı olacağız… kazanmış ya da kaybetmiş olmayacağız.. sadece “biz söylemiş” olacağız.. doğru olanın ne olduğunu söylemiş, uyarmış olacağız..

hayır çıkarsa peki? bütün kurtuluş ümidini evete bağlamış olanlar… evet çıkmazsa bütün planları bozulacak olanlar… bütün hukuksuzluklarını evetle örtmek isteyenler? onlar nereye kaçacak? bu sefer kim tarafından mağdur edilmiş gibi davranacaklar?

bekleyip göreceğiz… onurlu bir bekleyiş olacak bu…

fethullah gülen, 12 eylül, sızıntı, işkence

bugün deniyor ki iktidar ve iktidara yakın stv tarafından, 12 eylül işkencelerine zulümlerine karşıyız, referandumda evet dedirteceğiz..
tamam, referanduma evet dedirtin, ama lütfen bilgi kirliliği yaratmayın. bi evet dedirtcez diye bu kadar çirkinleşmenin alemi yok ki..
ve ekliyor stv grubu, 12 eylülde cunta fethullah güleni yok etmeye çalışmış ama başaramamış..
tamam, hükümet politika yapıyor, o yüzden yalan söylüyor.. yalan söylemese politika yapamayacak.. sen ne yapıyorsun? utanmıyor musun koskoca cemaatin tepesinden yalan söylemeye?
sızıntı dergisi, fethullah gülen cemaatinin ilk dergisi, şubat 79da yayına başlamış ve bugüne kadar ay sektirmeden yayınlanmış..
darbe yapılmış, dergi yayına devam ediyor. kaç tane dergi vardı acaba darbeye rağmen yayın yapabilen?
ve diyor ki çok muhterem fethullah gülen dergide, “merhamet” başlıklı yazısında “bunlara merhamet etmeyin, merhamet ederseniz, masumlara karşı suç işlemiş olursunuz”
ve yine diyor ki “son karakol” başlıklı başka bir yazıda, “Ve, işte şimdi, binbir ümit ve sevinç içinde, asırlık bekleyişin tuluû saydığımız, bu son dirilişi, son karakolun varlık ve bekasına alamet sayıyor; ümidimizin tükendiği yerde, Hızır gibi imdadımıza yetişen Mehmetçiğe bir kere daha selam duruyoruz.”

http://www.sizinti.com.tr/konular/ayrinti/merhamet.html
http://www.sizinti.com.tr/konular/ayrinti/son-karakol.html

(yayından kaldırılmadan okuyun derim )

tamam, fethullah gülen çok muhterem bir insan olsun. allah tarafından son derece sevilen bir insanlık abidesi olsun.. ne derseniz o olsun.. ama lütfen, rica ediyorum, darbe mağduru olmasın !!
demeyin ki darbe bize de yapıldı.. buna, biraz düşünseniz siz bile gülersiniz..
eski söylemlerinize dönün.. yine diyin ki, “o zamanlar ortalık çok karışıktı, askeri müdahale şarttı, asker müdahale etmese insanlar birbirlerini öldürecekti, komunistler her yeri işgal etmişti” bunları referanduma kadar söylediniz.. yine söyleyin..
biri çıkıp “halk cahil” dediği zaman ona çok kızıyorsunuz güya.. peki, siz halkı cahil yerine koyarken de ayıp olmuyor mu şakirtler?
muhterem cemaatinize ve onun yayın organlarına, yalandan uzak durmanızı, aksi takdirde mahşer günü sınavda bazı zorluklarla karşılaşabileceğinizi hatırlatma ihtiyacı hissediyorum. saygı ve muhabbetle..
Allah’ın selamı üzerinize olsun…